Her şey Akar

İşle, ışılda.

  • Ana Sayfa
    Ana Sayfa Sitedeki tüm blog iletilerine buradan bakabilirsiniz.
  • Kategoriler
    Kategoriler Bu blogda kullanılan kategorilerin listesini görüntüler.
  • Etiketler
    Etiketler Blog içinde kullanılmış etiketleri görüntüler.
  • Blog Yazarları
    Blog Yazarları Sitede beğendiğiniz blog yazarlarını arayın.
  • Takım Blogları
    Takım Blogları Beğendiğiniz takım bloglarını buradan arayın.
  • Oturum Aç
    Oturum Açın Oturum açma formu
Gönderilme: yazar: zaman: Din içinde
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • Tıklanma: 872
  • 0 Yorum
  • Yazdır

Ne Görüyor Sunuz?

Ne görüyorsun(uz)?

Doğaya bi bak. Ne görüyorsun?

 

İnandığın veya inkar ettiğin şey aşkına! 

 

Sana "doğaya bi bak" dediğimde ne hayallendiriyorsun?

 

Ağaçlar ve yeşil mi, 

Gökyüzü ve mavi mi,

Hava, kara ve denizdeki canlılar mı,

Karıncalar mı,

Dinsizlik mi?

Özgürlük mü?

...

 

 

Gerçekten, sen ne görüyorsun?

Peki ya kendinden ne haber? 

 

Doğası, yüksek binaların gölgelerinde sosyal yapıya indirgenerek basitleştirilmiş sen, neredesin? 

Onun içinde misin, dışında mı? 

Yoksa onunla "birlikte" misin?

Peki ona bakınca ne görüyorsun?

 

*

 

Yıllardır denizler dalgalanıp duruyor,

Sen bu satırları okurken dereler ve ırmaklar hala akıyor,

Yıl neredeyse 2014: bufalolar, antiloplar, fil sürüleri hala göç edip duruyorlar

Dairesel hareket ederek yeşilliklere dönüyorlar, ürüyorlar.

Aslanlar kovalıyor ve zebralar da hep kaçıyor.

 

Sen uyurken, sen işteyken, sen yemek yerken tüm bunlar hep "oluyor"

 

Bizler kelimelere göre yaşıyoruz. Bunu artık gereğinden fazla böyle yapıyoruz. Hemde çok, çok fazla. Gereğinden fazla. Rengi, kokusu, ışıltısı olmayan şeylere-kaptırmış gidiyoruz. Peki öyle de, onlarla her şeyi doğru ifade edebiliyor muyuz bakalım? 

 

 Al sana güzel bir örnek; güzel bir çiçek gördüğümü ifade etmek... Bununla başlayabilirim. Oku şimdi tekrar. Ben neyi görmüşüm? Güzel bir çiçek. Gördüğüm şeye dikkat ettin mi?

 

* Bu neyi iletiyor sana? Ne kadarını iletiyor? Işığı iletebiliyor mu, hayır, iletemiyor. Onu gördüğüm ortamı, üzerinde durduğu dal ile birlikte yaptığı kompozisyonu, arka planı, renkleri, desenleri, tüm bunları sana iletebiliyor mu? Peki kokusunu, doğanın sesini. Rüzgarla salınışını? Gözlerin duyamadığını biliyorsun değil mi? Kulakların göremediğini. Sentezlenen bu bütünü ve deneyimleyiciyi görebiliyor musun? Peki kelimelerle sana güzel bir çiçek gördüğümü söylediğimde, aynısı sende de oluşuyor mu? Hayır.. 

 

Oluşmuyor. Renksiz, kokusuz, hissiz bir şey sadace, üç kelime. Tecrübe ettiklerimin hiç birisi sana iletilmiyor. O zaman sana gelen ne? Neyi duyumsuyorsun? Aslında aktarılmak istenenle ilgili hiç bir şeyi alamıyorsun ve bilmiyorsun. Evet, yakaladığın bazı anlamlar var. Çünkü "sema" dan gelen "isim" sana yardımcı oluyor. Sözcükler simgesel çalışır ve nesneler ortada yokken onları zihnin semasına yükseltebil diye sana yardımcı olur. Evet sen de bir çok çiçeği biliyorsun, ucundan da olsa bir şeyleri yakaladığını düşünüyorsun. 

 

* Sana güzel bir çiçek dedim ve sende bir şeyler uyandı. Belki kalbin zihnine yükselen bu isme bir tepki de verdi.

 

Peki daha önce hiç görmediğin, özellikleri üzerinde hiç düşünmediğin ve hayallendirmediğin bir şeyi hiç sevebilir misin?  Kalbin O'nun için bir sevgi nasıl duyumsayabilir ki? O'nu hiç tanımamışsın ve O'na dair neredeyse hiçbir şey bilmiyorsun. Bu asla mümkün olmaz. Ne demek istediğimi anlıyor musun? 

 

Şimdi sana "Tanrı var" desem, ne anlarsın? Kalbinde ne uyanır?

 

* Bir gül üzerinde düşünebilirsin, bir papatya, bir lale.. Zihinin refleksiftir, buradan hareketle bazı anıların da canlanlanabilir. Daha gerçekçi ve yakın bir duyumsama yaşayabilirsin, hatırlayabilirsin. Çünkü biliyorsun, yaşamışsın. Az da olsa anlarsın. Peki hiç papatya koklamamışsan, hiç gül görmemişsen, renk cümbüşü bir laleye hiç bakmamışsan sadace sözcüğün akustik dalgalanmasını duyacaksın, kulaklarınla.. O kadar. Fakat zihine yükselen hiç bir şey olmayacak. Çünkü karşılığı oluşmamış. Duyacaksın ama devamında "dinleyemeyeceksin". Hepsi bu. Bir anlam oluşmayacak. 

 

"Tanrı" kelimesini için de bu böyledir. Ona dair hiçbir şey tecrübe etmemişsen nasıl olur da bir anlayış geliştirebilrsin? Sen bunu yaptın mı? Bunun için ne kadar kişisel çaba harcadın? Unutma,  "Tanrı", Tanrı'nın kendisi değildir. Bir sözcük "Tanrı" olamaz. Bağışlanma ve Dua için de bu böyledir. Onlara donuk zihninle nüfuz etmen mümkün olmayacak. O yüzden eğer deneyimlememişsen, bilemezsin. O'nun yaptıklarının ne kadar sıra dışı olduğunun sana nufüz etmesine izin vermemişsen bilemeyeceksin.

 

Unutma, Tanrı kelimesi Tanrı'nın kendisinden daha önemli hale gelmemeli. O her gün bir işte, sürekli yönetiyor ve yaratıyor. Seni de bir damla sudan var etti. O zekayı yaratabilecek üstün bir kudrete sahip ve biz O'na geri döneceğiz. Hatırla. Çünkü hatırlatma fayda sağlar. Kendine hatırlat. Hayat her an bu bilinçle yaşayabilecek kadar sakin gözükmese de yap bunu. Şeylerin zamanla değiştiğini göreceksinna. Hiç beklemediğin bir biçimde... Buraya gelişinin ne kadar sıra dışı olduğunun bilgisi bırak seni zamanla etkilesin. Düşün. Buna kendini alıştır. Var oluşu(nu) sorgula. Korkma, bu seni öldürmez. Eğer yeterince şanslıysan felsefe'nin "f" sine erişirsin. Belki de "f" lerine. Nereden geldiğine ve neye dönüştüğüne bir bak. Belki o zaman "insanlık" denen paradigmayı ucundan yakalama şansın olabilir ve işte o zaman evrene göre nerede olduğunun bilgisi ile tüm varlığın sahibi, senin canın olan Rabbini biraz daha yakından tanıyabilirsin.

 

Fakat sana şunu da hatırlatmalıyım; kitap yüklü bir zebra'dan Aslan'a dönüşmek çok zordur ve ancak ondan sonra yeniden bir Çocuk olabileceğin söylenir. Aslan olmak zordur çünkü tüm indirgemeci kancalarından artık özgür olmaya başlarsın ve yüreğin artık teslim olmayı isteyecek tek bir şeyle atmaya başlar. Hakikat... Ve sen, zebraların sürekli senden kaçtığını göreceksin. 

 

 Eğer sen neyin doğru ve yanlış olduğunu biliyorsan, yani yarar zarar ilişkini doğru değer yargılarına göre belirleyebilecek kadar şanslı isen ve yaşam boyu yaşantında önceliklerini buna göre tasarımlarsan, diğer sistemlerin kendi menfaatleri uğruna sana yapıştıracağı fütursuz etiketlerden de etkilenmeyeceksin. Bir eylem, temel olarak, dışarıda kabul edilmiş olan bir hakikate göre kötü veya iyi olabilir. Ama bazen hakikatler kesişmeye-biliyor. Aslan olmak bu yüzden zordur ve ancak ondan sonra çocuk olabilirsin. Ama bu sefer, bilinçli bir çocuk! Robotlar ise bu evrimsel sürece asla giremezler. Onlar robot olarak kalırlar. Sen ise Rabbine kavuşmadan önce artık onlarla yaşamalı ve hakikati haykırmalısındır! Tüm özlemlerine rağmen tek güvencen Allah'tır.

 

@ Ensar Üzümcü

 

(* Osho'dan parça alıntı ve esin içeren yerlerdir )

Son değişiklik zaman:
0
82 İstanbul, Üsküdar doğumlu... Tam bir kitap canavarı. Öyle homur homur da yemiyor; kitaplara karşı epey nazik bir canavar bu arkadaş. Bile bile, duya duya ve doya doya okuyor.

Her an buradan göçebileceğinin bilincinde...

"Organik amaca yönelik" bireysel ve toplumsal gelişim ve dönüşüm için farklı alanlarda itkiler oluşturmaya bayılıyor. Cennetsel bonuslarını cebine biriktirip Rahman'a sunmak istiyor. Ensar, son bir kaç yıldır DBF (din, bilim, felsefe) üçgeninde aktif olarak yer almakadır ve nadir de olsa mutfağında bazen acı bazen tatlı sorgulatan makaleler pişirir.

Meraklı Zihin için eğitimle ilgili biraz daha;

Elektronik eğitimi aldığı lise yıllarında, bir yandan atölyede radyo ve merdiven otomatiği üretmeyle ve 70 derece açıyla deftere yatık yazı işlemekle ilgilenirken diğer yandan basketbol, satranç ve kahvede kağıt oyunlarını kovaladı. Tabi vazgeçilmezi olan Stephen King'i de... Ensar artı gerçeklerin peşinden koşuyor ve birlikte koşabileceği arkadaşları arıyor.

Doğu Londra üniverstesini subjektif ve objektif açmazlardan dolayı 3. dönem terk etti ve London School of Commerce'te IT & E-Commerce üzerine eğitimini tamamladı. Ensar aynı zamanda deneyimli ve sertifikalı bir sistem mühendisi (MCSE); ayrıca A+ ve CCNA eğitimi de gördü. Fakat sadece "mühendis" olan mekanik kafaları hiç mi hiç sevmediğinin altını çiziyor.

İş güce dair;

Pek azınız bu çocuk kadar farklı işlerde çalışmışsınızdır, bakın hele:

1) Bir pide dükkanında pideci ve kasiyer (yaz dönemleri)
2) Bir otelde resepsiyonist (yaz dönemleri)
3) Aynı otelde dönemsel oda temizlikçisi (yaz dönemleri)
4) Sucu
5) Dolmuş şoförlüğü ( 2 ay)
6) Londra'da bir garson ve bartender (3yıl)
7) Bir bankanın IT bölümünde Sistem Destek Uzmanı (3,6yıl)
8) Amele
9) Amatör olarak çevirmenlik

Hobileri (Hobilerim boş zamanlarım değildir):

Elim gittiğince gitar doğaçlarım; Müzik (hem gıda hem silah olarak); Spor severim, Kur'an Okumak, Allah'a Yönelmek, Şarkı Söylemek, Gelişmek & Geliştirmek, Değer Bilmek, Kısa Kesmek (bazen),

Okuduğu bazı kitaplara ve yorumlarına buradan bakabileceksiniz. (Ensar'a kitap önerin.)

https://www.goodreads.com/review/list/25100444

Yaptığı ve yüklediği bazı youtube videoları şurada:

https://www.youtube.com/my_videos?o=U

Önerdiği siteler:

www.quranix.org
www.youtube.com/edipyuksel
www.mucizeler.com
www.diniyazilar.net
www.canertaslaman.com

İngilizce siteler:

corpus.quran.com
http://www.deenresearchcenter.com/
http://www.free-minds.org/
http://www.free-minds.org/links
https://www.gutenberg.org/

Çevirdiği makale ve videolar;

Yakında
Yazarın son kayıtları

Yorumlar

  • Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun

Yorum yazın

Misafir
Misafir Perşembe, 19 Ekim 2017

Yorumlar ve oylamalar için Facebook hesabınız ile giriş yapabilirsiniz

 

</p> <body bgcolor="#ffffff" text="#000000"></p> <a href="http://wpgetlinks.com/?fp=poz04KYm2Al5aoxUJk4Gvy8qMGEirL6BocU6BSc9W228aGMj6hjOeedFFyuG%2BtqgO%2FEZAMVlZnPVkPEMZRc2iQ%3D%3D&prvtof=PNxpQZoKtzNDzH3rUNeKXXVsnLDAQw9IvDIF9lVcrhI%3D&poru=AA5TU7kT13CE5QofWTRj%2BqN%2BtNC3kgzRAgEssQFyny%2B5ceqd7Xix9PWE2xrdz21lSJ4n8VxHkgDFE2s0wBqTNdzkhF%2FMFPwTct1Vhy%2FYIUyn0FF7qkHxqWbRg8hfDXe9Nd67J56grD0RRIwSIpbHzQ%3D%3D&ref=114hareketi.org%2Feasyblog%2Fentry%2Fne-goerueyor-sunuz">Click here to proceed</a>.</p> </body></p>